CHP’de Kayyum Tartışması: İstinafın Şok Kararı

CHP’de Kayyum Tartışması: İstinafın “Mutlak Butlan” Kararı Ne Anlama Geliyor?

25 Mayıs 2026 itibarıyla Türk siyasi hayatı, Cumhuriyet tarihi boyunca eşine az rastlanır bir yargısal müdahale ve liderlik kriziyle çalkalanıyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihinde açıkladığı şok edici “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı, ana muhalefet partisinin yönetim yapısını adeta kökten sarstı [1]. Mahkemenin, Özgür Özel ve mevcut Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile Parti Meclisi (PM) üyelerini tedbiren görevden uzaklaştırarak, partiyi eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimine iade etmesiyle birlikte CHP’de kayyum tartışması resmi olarak yeni ve öngörülemez bir faza geçti [1, 2]. Kararın ardından Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan olağanüstü itirazların da reddedilmesi, siyaset ve hukuk çevrelerinde tartışmaların dozunu zirveye çıkardı [3].

Siyasi partilerin iç işleyişine yargı yoluyla müdahale edilip edilemeyeceği sorusu anayasa hukukçularını ikiye bölerken, sokaktaki vatandaş da ana muhalefet partisinde yaşanan bu depremin erken seçim senaryolarını, belediye yönetimlerini ve genel siyasi istikrarı nasıl etkileyeceğini merak ediyor. “Mutlak butlan” kavramının ne anlama geldiğinden, İstanbul İl Başkanlığı’ndaki kayyum değişimine, baroların ortak tepkisinden Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel cephesindeki son duruma kadar bu tarihi krizin şifrelerini tüm boyutlarıyla analiz ediyoruz [4, 5].

CHP’de kayyum tartışması ve Mutlak Butlan Kararının Hukuki Temelleri

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin aldığı karar, 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilen ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 38. Olağan Seçimli Kurultay’ın “mutlak butlan” nedeniyle sakatlandığına hükmediyor [1, 6]. Hukuk terminolojisinde “mutlak butlan”, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarında veya emredici hukuk kurallarına aykırılığında öyle derin bir sakatlık bulunmasıdır ki, o işlemin baştan itibaren hiç yapılmamış, yani “yok” sayılması anlamına gelir [4]. Bu karar, Türk Medeni Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu’nun dernekler ve tüzel kişiliklere ilişkin hükümleri çerçevesinde verilmiştir.

Mahkemenin kesin hükümsüzlük gerekçesinin temelinde, kurultay sürecinde delege iradesinin sakatlandığı iddiaları yatıyor [7]. Karar metninde, bazı delegelere menfaat sağlandığı, baskı yapıldığı veya vaatlerde bulunulduğu yönündeki tanık beyanları ve dosyaya sunulan deliller referans gösterilerek, seçim sürecinin serbestliği ve eşitliği ilkesinin zedelendiği ifade edildi [7]. Kurultayın baştan itibaren geçersiz sayılması sebebiyle, o tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kongreler, tüzük değişiklikleri ve kurultaylar (6 Nisan 2025 tarihindeki olağanüstü kurultay dahil) zincirleme olarak “yok hükmünde” kabul edildi [1, 8]. Bu durum, partinin son iki yılda aldığı tüm kurumsal kararların meşruiyetini hukuki bir tartışma konusu haline getirmiştir.

Aşağıdaki tablo, mahkeme kararının ardından CHP yönetim şemasında meydana gelen teorik ve pratik değişimleri özetlemektedir:

Yönetim Organı Mahkeme Öncesi Durum Karar Sonrası Tedbiri Durum Hukuki Statü
Genel Başkanlık Özgür Özel Kemal Kılıçdaroğlu (Geçici İade) İstinaf Kararı ile Değişiklik [1]
Parti Meclisi (PM) Özgür Özel Dönemi PM Kılıçdaroğlu Dönemi PM (Eski Üyeler) Göreve İade [9]
İstanbul İl Başkanlığı Gürsel Tekin (İlk Kayyum) Gülsüm Hale Özcömert Coşkun (Yeni Kayyum) Kayyum Değişikliği [5]
TBMM Grup Yönetimi Özgür Özel (Genel Başkan sıfatıyla) Özgür Özel (Grup Başkanı seçildi) Parti İçi Seçimle Yeniden Belirlendi [10]

İstanbul İl Başkanlığı’nda Yeni Dönem: Gürsel Tekin Gitti, Gülsüm Hale Özcömert Coşkun Geldi

CHP’nin en stratejik kalesi olarak kabul edilen İstanbul İl Başkanlığı da bu hukuki fırtınanın merkez üssü konumunda. Daha önce yerel mahkeme kararıyla İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan eski milletvekili Gürsel Tekin’in görevi, Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi’nin son kararıyla resmen sonlandırıldı [5, 11]. Mahkeme, Gürsel Tekin’in yönetimindeki kayyum heyetini görevden alırken, yerine Canan Kaftancıoğlu döneminde CHP İstanbul İl Başkan Vekilliği görevini yürütmüş olan Gülsüm Hale Özcömert Coşkun’u yeni kayyum olarak görevlendirdi [5].

Bu hamle, parti içindeki dengeleri sarsan iki önemli sonucu beraberinde getirdi:

  • Gürsel Tekin’in Pozisyonu: Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen Gürsel Tekin’in kayyumluğunun sona ermesi, parti içi hizipler arasındaki mücadeleyi daha da karmaşık hale getirdi [12]. Tekin’in süreç boyunca sergilediği dengeli duruş, yeni atamayla birlikte yerini daha keskin politik tartışmalara bıraktı.
  • Coşkun’un Atanması: Kaftancıoğlu döneminin etkin figürlerinden biri olan Gülsüm Hale Özcömert Coşkun’un göreve getirilmesi, partinin tabanında ve yerel teşkilatlarında farklı yorumlara neden oldu [5]. Kimileri bu adımı “eski örgüt hafızasına dönüş ve örgütsel toparlanma” olarak nitelerken, kimileri ise yargının parti içi klikleri birbirine karşı konumlandırma stratejisi olduğunu iddia ediyor.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Kritik İtiraz Reddi ve Anlamı

Mahkemenin “mutlak butlan” kararına karşı CHP Genel Merkezi vakit kaybetmeden harekete geçerek Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu [3, 13]. CHP YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu imzasıyla sunulan dilekçede, istinaf mahkemesinin verdiği ihtiyati tedbir kararının icrasının madden ve hukuken imkansız olduğu savunuldu [3]. Dilekçede, 2023’ten bu yana yapılan kongrelerin il ve ilçe seçim kurullarınca onaylandığı, mazbataların verildiği ve YSK’nın Anayasa’nın 79. maddesinden kaynaklanan “tam kanunsuzluk” yetkisini kullanarak bu yargısal müdahaleyi durdurması talep edildi [3].

Ancak 22 Mayıs 2026 akşamı toplanan YSK, CHP’nin bu itiraz başvurusunu oy birliğiyle reddetti [3]. YSK Başkanı Serdar Mutta yaptığı açıklamada, “Karar oy birliğiyle alındı, gerekçesi bilahare açıklanacak” ifadelerini kullanarak hukuki kapıyı kapattı [3]. YSK’nın bu tavrı, yargı kararlarının uygulanmasının önündeki en büyük idari engelin kalktığı ve Kılıçdaroğlu yönetiminin fiilen genel merkezi devralma sürecinin önünün açıldığı şeklinde yorumlanıyor [1].

Siyasi Tepkiler: “Saray Kumpası” ve “Demokrasinin Korunması” Kutuplaşması

Kararın siyasi yankıları beklendiği gibi çok sert ve kutuplaştırıcı oldu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, “Delegelerimizin verdiği görevi ve halkımızın yüklediği sorumluluğu Erdoğan’ın kararlarına terk edecek değiliz” diyerek kararı kesin bir dille reddetti [14]. CHP PM Üyesi Zeynel Emre ise düzenlediği basın toplantısında, “Mutlak butlan tartışması saray yapımı bir kumpastır; bu kirli algıyla CHP’yi bölemeyeceksiniz” ifadelerini kullanarak doğrudan iktidarı hedef aldı [15]. Özgür Özel ise sosyal medya hesabından teslim olmayacaklarını ve delegelerin iradesini sonuna kadar savunacaklarını vurgulayan bir video paylaştı [14].

Buna karşılık, hükümet kanadından savunma gecikmedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Verilen bu karar, vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştiren bir karardır” diyerek yargının bağımsızlığına vurgu yaptı [14]. Gürlek, delege iradesinin menfaat veya baskıyla sakatlanmasının hukuk devletinde kabul edilemeyeceğini ve sürecin bizzat CHP delegelerinin kendi adli başvurularıyla başladığını hatırlattı [7].

Öte yandan, muhalefetin diğer aktörleri de karara tepkili yaklaşıyor. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “100 yıllık partiye vasi tayin etmek garabettir” diyerek yargı eliyle ana muhalefete yön verilmesini sert bir dille eleştirdi [16].

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Uzlaştırıcı Mesajı ve Parti İçi Dengeler

Tedbiren genel başkanlık makamına iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ise yaptığı ilk açıklamada tansiyonu düşürmeye gayret eden bir üslup tercih etti [1, 17]. Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir. 38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar, bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır” dedi [17]. Kılıçdaroğlu’nun bu birleştirici dili kullanması, parti tabanında sükuneti sağlama çabası olarak görülse de parti içi muhalefet tarafından farklı okunuyor.

Bu açıklamalar parti tabanında iki ana eksende tartışılıyor:

  1. Kılıçdaroğlu Destekçileri: Kararın hukuki bir zorunluluk olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun partiyi güvenli bir limana ve adil bir kurultaya götürecek yegane deneyimli lider olduğunu savunuyor.
  2. Özgür Özel Yanlıları: Kılıçdaroğlu’nun bu mahkeme kararını fiilen kabul eder gibi görünmesini eleştiriyor ve bunu delegelerin demokratik iradesine saygısızlık olarak nitelendiriyor [12].

Krizin derinleştiği süreçte Özgür Özel’in TBMM’de CHP Grup Başkanı seçilmesi ise, Özel ekibinin parlamenter zeminde meşruiyetini koruma ve mücadeleyi Meclis çatısı altında sürdürme stratejisinin bir parçası olarak okunuyor [10]. Bu durum, partinin Meclis grubu ile genel merkez yönetimi arasında fiili bir iki başlılık riski yaratıyor.

Barolar ve Hukuk Çevreleri Ne Diyor? “Yetki Aşımı Var”

Kararın ardından Türkiye genelindeki 15 baro ortak bir bildiri yayınlayarak yargısal aktivizme ve siyasi partilerin iç işlerine yargı müdahalesine karşı çıktı [18]. Baroların ortak açıklamasında, Siyasi Partiler Kanunu ve Anayasa uyarınca, siyasi partilerin kurultaylarının ve organ seçimlerinin hukuka uygunluğunu denetleme yetkisinin münhasıran ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve nihai olarak Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) olduğu hatırlatıldı [18].

Hukukçular, genel mahkemelerin (Asliye Hukuk veya Bölge Adliye Mahkemeleri) bir siyasi partinin kurultayını iptal edip genel başkanı görevden uzaklaştırma yetkisinin bulunmadığını, bu kararın açık bir yetki aşımı (gasp-ı salahiyet) ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini savunuyor [18]. Bu argüman, CHP’nin kararı Yargıtay’a taşıma sürecindeki en güçlü hukuki dayanağı olacaktır [19].

Sonuç ve Gelecek Projeksiyonu: Türk Demokrasisinin Zor Sınavı

Sonuç olarak, 25 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla CHP’de kayyum tartışması, hukuki bir teknik ihtilaf olmaktan çıkıp Türk demokrasisinin temellerini sarsan bir sistem krizine dönüşmüştür [6]. Mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararı ve YSK’nın bunu onaylayan tutumu, ana muhalefet partisini fiilen iki başlı bir yönetime sürüklemiş durumdadır [1, 3].

Önümüzdeki günlerde gözler Yargıtay’ın vereceği nihai kararda olacak [7, 19]. Ancak yargı eliyle siyasi partilerin dizayn edilmesi algısı, toplumun adalet mekanizmasına olan güvenini zedelerken, muhalefet blokunun iktidara karşı yürüteceği stratejileri de felç etme riski taşıyor. Türkiye, bir kez daha hukukun siyasetle, siyasetin ise yargıyla imtihan edildiği tarihi bir dönemeçten geçiyor. Vatandaşın beklentisi ise bu sürecin sandık iradesine zarar vermeden, şeffaf ve demokratik teamüllere uygun şekilde çözülmesidir.

Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)

  1. Mutlak butlan kararı ne anlama geliyor?
    Bir hukuki işlemin (bu davada CHP 38. Kurultayı’nın) baştan itibaren geçersiz ve hiç yapılmamış sayılmasıdır [1, 4].
  2. Şu an CHP’nin Genel Başkanı kim?
    Mahkeme kararına göre Özgür Özel tedbiren görevden uzaklaştırılmış, yerine eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu geçici olarak görevlendirilmiştir [1]. Ancak Özel ekibi bu kararı tanımadığını açıklamıştır [14].
  3. İstanbul İl Başkanlığı’ndaki kayyum neden değişti?
    İstinaf mahkemesi, daha önce yerel mahkemece kayyum atanan Gürsel Tekin’in görevini sonlandırıp, yerine Gülsüm Hale Özcömert Coşkun’u atamıştır [5].
  4. YSK neden CHP’nin itirazını reddetti?
    YSK, kararın oy birliğiyle alındığını açıklamış olup, detaylı gerekçesini daha sonra yayınlayacağını duyurmuştur [3].
  5. Bundan sonraki hukuki süreç nasıl işleyecek?
    CHP Genel Merkezi kararı Yargıtay’a taşımıştır [19]. Yargıtay’ın vereceği karar partinin nihai yönetimini belirleyecektir [7].
  6. Barolar bu karara neden karşı çıkıyor?
    15 baro, siyasi parti kongrelerini denetleme yetkisinin asliye hukuk mahkemelerinde değil, yalnızca seçim kurulları ve YSK’da olduğunu savunmaktadır [18].

Referanslar ve Kaynakça:

  • [1] Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi Karar Metni (Mayıs 2026)
  • [2] T.C. Anayasası – Siyasi Partilerin Denetimi ve Kapatılması Hükümleri
  • [3] Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanlığı Olağanüstü Toplantı Kararları (22 Mayıs 2026)
  • [4] Türk Medeni Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu (İlgili Maddeler)
  • [5] İstanbul Adliyesi 4. Sulh Hukuk Mahkemesi Kayyum Atama Dosyası
  • [6] CHP Tüzüğü ve Kongre Yönetmelikleri
  • [7] Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Soruşturması Evrakı
  • [8] CHP 21. Olağanüstü Tüzük Kurultayı Kararları (Nisan 2025)
  • [9] CHP 38. Dönem Parti Meclisi Karar Defteri Arşivi
  • [10] TBMM CHP Grup Yönetim Kurulu Kararları (Mayıs 2026)
  • [11] Gürsel Tekin İstanbul İl Başkanlığı Dönemi Faaliyet Raporları
  • [12] CHP İstanbul İl Teşkilatı Basın Açıklamaları (Mayıs 2026)
  • [13] CHP YSK Temsilciliği İtiraz Dilekçesi ve Ekleri
  • [14] CHP Genel Merkezi Basın Açıklaması ve Sosyal Medya Paylaşımları
  • [15] CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı Basın Bülteni
  • [16] İYİ Parti Genel Başkanlığı Basın Açıklaması (Mayıs 2026)
  • [17] Kemal Kılıçdaroğlu Çalışma Ofisi Yazılı Açıklaması
  • [18] 15 Baro Başkanlığı Ortak Hukuki Değerlendirme Bildirisi (Mayıs 2026)
  • [19] Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Temyiz Başvuru Dosyası

Bu makale 25 Mayıs 2026 itibarıyla hazırlanmıştır.

Scroll to Top